
Bilin ki koruyacağız, savaşacağız bütün bunları unutturmayacağız... Bu ülkeyi bağımsız bir ülke olmaktan çıkarmaya çalışanlar birgün gelecek kendilerini yok edecekler.
30 Ağustos Zafer Bayramımız hepimize kutlu olsun.
Sevgi çaresizlikten doğmaz; adı o zaman sevgi olmaz! Kişi kendine biraz dışarıdan bakmalı!





Neden bilmem ayağımıza gelen aşkı görmek istemeyiz bazen...Yalnızlıktan korkutucu olabilir mi çok sevmek? Altı ay olmasa da ömrümüz giden günler geri gelir mi yeniden?? sevmenin sevilmenin kıymetini anlamalıyız zaman geçmeden...
Bu bakışlar kime, nereye...yoksa o zamandan girdim mi zaman tüneline? Yeni inmiştim kürsüden dostlarım gerideydi... nerden geldim nereye gidiyorum. Hayat nerelere götürüyor bizleri? Hem mutlu, hem hüzünlü bir gündü, acayipti, bittiğinin kanıtıydı beş senenin...Bundan sonra da bu kadar çabuk mu geçecek zaman? Hep bu yüz ifadesiyle bakakalacak mıyım geçirdiğim günlerin ardından? İlk tanıştığım günler dün gibi şu okulla, herbir dostumun ilk halleri dün gibi aklımda...Hepimiz başka yerlerden gelip burda birleşmiştik, aslında tesadüftü, imkansızdı, istese de gelemezdi birbirine bu kadar bağlı dostlar biraraya! Dağılışımızda biraraya gelişimiz kadar inanılmaz geliyor bana...Giderken dilşat demişti ki " Özlem seni nasıl bırakıp gideceğiz burdan?" sözlerini tamamlayamadı, ağladı...Benim de hiç aklıma gelmezdi birgün yollarmızı yolla bile olsa ayıracağımız. Ama oldu işte...Beş sene uzun zaman geçmez gibi geliyor insana ve üniversitede insan dersten çok yaşamı öğreniyor...Onyedi yaşından beri ordaydım ve kendime oluşturduğum yaşam, arkadaşlarım herşey güzeldi...Şimdi şaşkın şaşkın bakıyorum o günlere...Orda yaşadığım herşeyi seviyordum...Elimde resimler kaldı, kızların seslerinin yankıları kulağımda ve herbirinin bir eşyası evin her köşesinde...Yaşadığım aşkın sızısı...Şimdi başka bir hayat bekliyor bizleri, o hayatta da karşılaşmamız dileğimle tüm sevdiklerimle...
Kabullenmeliyiz herşeyin bir sonu var. Çocukluğunda, gençliğin de, yaşamın da hepsinin bir sonu var. Önemli olan mutlulukları tutmak elimizde. Her sona olağan davranarak ve her başlangıça umutla gülmsemek. Özlenmez, çekilmez, aranmaz hale getirdikten sonra günleri, ne anlamı var bunca yaşanmışlığın? Üzülmenin ne anlamı var, akan gözyaşları ne için? Birbirimize alışmışlığımızdan ayrıldığımızdan mı yoksa gerçekten birbirimizden ayrıldığımızdan mı? Ben sadece gideceğim ve ben sadece uzaklaşacağım ama sanırım aramızda unutanlar olacak hem de sonsuza kadar...Bir oyundan daha kovuldum işte hem de kovulduğum aşkın koru hala canımı yakarken...Değişmek gerek oysa büyümek gerek!!
Bir masal anlatıyorum;


Ardıma bakmadan gitmek zor! Bu fenerin ucuna yürüdük; yağmurda, rüzgarda, baharda elimde pamuk şekerle...


Sevdim...bu küçük kenti, burda yaşadıklarımı, burda paylaştıklarımı, burda sevdiklerimi, burda tanıdıklarımı, feneri, yaz tepeyi, ilkbahar günlerinde sahildeki kalabalığı, donduran soğunu, martılarını, balıklarını, iskelesini, denizini, burdaki özgürlüğümü, havasını, suyunu, deniz kenarında yediğim simiti ... SEVDİM...Kim ne derse desin...Zaman geçti gitti su gibi...Büyük sevgiler sığdı bu küçük yere...Nasıl çekip gideceğim diye düşünmekteyim!


yaşamak şakaya gelmez,